Bir taşınma anatomisi Adamlar kavim kavim göçmüş, yetmemiş bazen başkentleri taşımışlar şehirden şehire, senin ev taşımandan ne çıkar yav demeyin. Hele yav hiç demeyin… Çok şey çıktı ; evvela canım..
Bir taşınma anatomisi Adamlar kavim kavim göçmüş, yetmemiş bazen başkentleri taşımışlar şehirden şehire, senin ev taşımandan ne çıkar yav demeyin.
Hele yav hiç demeyin…
Çok şey çıktı ; evvela canım !
İçinizde abarttığımı düşünenler olacaktır,
onlara tek tip bedduam; bi gün ev taşıdığınızda beliniz firk etsin ve gittiniz çıkırıkçıda savunmasız kalasınız inşallah
Başıma bişey gelmeyecekse dindan ev sahibi fobim oluşmaya başladı diyeceğim.
N’olur buna sadece siyasal islamcılar tepki versin
-İnşaat ya Resulullah
ev taşımak ne zormuş kaplumbağa
Bi seferlik böyleyse hep nasıl olurdu acaba ?
Bi ev taşıdım paketli, perdeli kolili li li li
Yerleşik hayata geçtikten bu yana, evvela Uygurlar ; sonrasında cemi conga karısı “niye bizim kışlık çadırımız da yok” tribine girip “ahanda kışın da buradayız.” diyen herkesi öyle iyi anladım ki sormayın gitsin
Sizler de illa ki taşımışsınız veya taşınacaksınızdır ; beni çağırmamanızı öneririm. 2 fıtıkla size bel bölgemin tomografisini gönderirim bilimsel veriler karışında çaresiz kalırsınız.
Toplandıkça hayatı kolaylaştırır diye düşündüğümüz nece şey varmış bize yük, hepsi olmasa da çoğu komşuya bir kap yemek koyup gönderilmeyecek türden.
Komşu da pişse de siz bu çanak çömleklere layık değilsiniz…
Öyle bardaklar gördüm ki toplanırken, su olsan haya edersin açıklık ve ihtişamından
Koli var mı koli ?
Taşınarak tanıştığım yeni acılarım oldu benim.
Son noktada Mülk Allah’ın ama artışı serbest piyasa ekonomisi belirler…
Toki’nin tanrısından dindar görünümlü Allah’lılara ;
-Hoca biz tanrı tanımaz Allahlılar işimize kendimizi veririz, misal Mülk Allah’ın ve ben malın bekçisiyim ama işime kendimi o kadar vermişim ki ilk bakışta sende benim sandın değil mi ?
Hiç Allah’ın olduğunu histtettin mi ?
-Allah var hissetmedim
Ne zaman lavaboya gittiğimi bilen bir komşuluk sesleri ve seslenişiyle mahrem hayatlar peşindeyiz binalarda
Bu medeni insanlar evde niye dışkı biriktiriyor demişti Karagöz Konya ovasındaki çadırından iki gözlü eve taşındığında.
Koli var mı demiştim ama siz beni kâğıt toplayan temiz insanlarla karıştırdınız sanırım
Camlar kırılmasın diye ne çok kırdılar kalbimizi çocuklar
Her şeyi geride bırakıp
Ama yerli yerinde değil,
Her şeyden vazgeçip gitmek nasıl olur
Varlığında külfetinden eşyanın
Yokluğundan derdinden susmadı kalbim
Var olduğu için şikayetçi miyim ?
E yokken de susmadın gönül !
Taşınıyorum buralardan tesellisiz ve yevmiyeli bir kaç dilini bilmediğim gurbetliyle
Neyim varsa kutuya sığan
aldım bir bir
Kutuya sığan benim değil ;
Kalbimle gömüleceğim
Sirayet kavramına inanırım,
duvarlar insan kokar bazen,
Gittiğim yerden tüm parmak izlerimi de almaya gayret ederim bu yüzden…
Duvara asılı bir fotoğrafa dar ağacıdır çivi, demişti ; çok geç oldu anlayalı
Hiç bir taşındığım yere evvela yakışmamakla meşhur ben
Bim’e yakınlıkla teselli buluyorum
Tarım krediden aldığım kolilerden sayısız karıncaya mercimek hibe ederek eve dönüyorum.
Taşınacağım yüksek bir yerden daha yükseltili bir yere göğerdikçe azalacak içimde tevazu kırıntıları.
Yükseklere yakışmak için aldığım eşyalar beni toprağın hakikatinden alıkoyuyor.
Misafirim, sürem de azalıyor
Makbulmüş kısası
E bana müsaade
Koli diye diye kolik sancılar tuttu beni
Allah’ın seven fıtıksızlar bi el atsın…..
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.